Konfor Alanından Sörf Tahtasına

Günümüz insanının gelişiminin önündeki en büyük engellerden bir tanesi dar konfor alanı. Yaş, cinsiyet, eğitim durumu, sosyo-ekonomik statü fark etmeksizin çoğunluk; içinde rahat ettikleri, aşina oldukları kalıplar içerisinde bir hayat sürüyorlar. İş yeri, ev ve hafta sonları gidilen birkaç restoran ya da gece kulübü arasında mekik dokunarak geçen bir yaşam; yaz mevsiminin başlangıcı ile birlikte tüm senenin yorgunluğunu atma ve yılın geri kalanını çekilebilir hale getirme amacı taşıyan ufak kaçamaklar ve tatiller ile renkleniyor. Şehir hayatının rutini yerini tatilin hasret kalınmış rutinine bırakıyor. Toplantılar, ‘deadline’lar, trafik, geç kalmalar, ‘roadmap’ler, ‘mobbing’ler bir süreliğine ortadan kayboluyor. Yerine deniz, kum, güneş, alkol, müzik, dedikodu ve instagram paylaşımları ile cayır cayır bir yaz tatili geliyor. Bodrum’da, Çeşme’de ya da Yunan adalarında koca bir senenin birikimi neredeyse birkaç haftada havalara saçılıyor. Sonrasında da cepleri boş, boyunları bükük bir ordu, pazartesi sendromları sırtlarında, şehirdeki hayatlarına geri dönüyor. Bir sonraki tatile kadar gündemde sıcaklardan şikâyet ve sosyal medya tbt’leri ile yaşatılmaya çalışılan geçmiş tatilin anıları yer alıyor. Tüm bunlar olup biterken de birey kendi konfor alanına her geçen gün ve her geçen sene biraz daha bağlanıyor.  

Belki de ihtiyacınız olan tam olarak da bu şekilde bir yaşantı. Mesele sizin için konfor alanı değil, hayatınızı bu şekilde yaşamak için yapmış olduğunuz bilinçli bir tercih ise saygım sonsuz.  İnsanın kendi için doğru olduğuna inandığı hayatı yaşamak için sarf ettiği çaba kadar takdir ettiğim az şey vardır bu dünyada. Ama bu satırları okurken içinizde ufacık, minnacık bir değişiklik isteği, hep aynı şeyleri yapıyor olmaktan gelen bir sıkıntı ya da gelenekselleşmiş tatil anlayışından azıcık da olsa bir uzaklaşma arzusu varsa eğer; sizlere alternatif bir tatil anlayışından bahsetmek isterim. Ve sorarım; bir sonraki tatilinizi kendinizi yeni bir spor dalını öğrenmeye adayarak geçirmeyi düşünür müsünüz?  

Kendinizi en son ne zaman aşina olmadığınız fiziksel ve zihinsel bir zorluğun içine soktunuz? Hepinizin de bildiği üzere zorluklar bizim birey olarak büyüme ve gelişme alanlarımız. Konfor alanının dışına adım atmayan ve alışık olmadığı herhangi bir yenilik gördüğü anda kaçan bireylerin aynı bilinç seviyesinde kalmalarının sebebi de bu. Yeni bir spor öğrenmek demek; hem vücudunuzu, hem karakterinizi, hem gücünüzü, hem de zayıf noktalarınızı, egonuzu tanımanız demek. Kişisel gelişim yolculuğunuzda ağırlık vermeniz gereken, üstünde çalışmanız gereken noktaları keşfetmeniz demek.  

İnsanın kendi özüne bakmaya, hamurunun neden yapıldığını görmeye en çok yaklaştığı anlar hem fiziksel hem de zihinsel olarak en çok zorlandığı zamanlardır. Ve biz günlük hayat rutinimiz içinde kendimizi zorlamayı bırakalı çok uzun zaman oluyor maalesef. Bu yüzdendir ki kendi güçlerinin farkında olmayan, fiziksel ve mental kapasitelerinin çok altında yaşayan, kambur yürüyen, kilo ile mücadelesi bitmeyen, özgüvensiz insanlar giderek çoğalmakta etrafımızda.  

Yeni bir spor öğrendiğinizde başarısızlık korkunuz, hırslarınız, azminiz, işler ters gittiğinde suçu kendinizde mi yoksa başkalarında mı aradığınız, rekabet duygunuz, panik anında komut alabilme yetiniz, herhangi bir kaza anında sakin kalabilme beceriniz, stresle başa çıkış şekliniz, öfkeniz, beklentileriniz gibi aslında her biri tek başına çalışılması gereken onlarca konu ile yüz yüze kalıyorsunuz aslında.  

Tabii bunlar işin benim mesleğimi ilgilendiren karakter gelişimi ile alakalı kısımları. Olayın bir de bilimsel tarafı var.  

2014 yılında yapılan bir deneyde, hayatlarını tek tip bir tekerlek üzerinde düz ayak koşarak geçirmiş bir grup fareye, zıplayarak koşma becerisi gerektiren farklı bir egzersiz parkuru sunuluyor. İlk başta zorlansalar da fareler kısa zamanda bu yeni parkurda koşmayı ve bir öncekinde olduğu kadar hızlanmayı başarıyor. Bu aşamada farelerin beyinlerinde yapılan incelemelerde, motor kortekslerinde bulunan nöronların miyelinasyolarında önemli bir artış kaydediliyor. Bu da biz fanilerin dilinde, nöronlar arası veri transferinin çok daha hızlı ve temiz bir şekilde gerçekleştiği anlamına geliyor. Yani farelerin beyni yeni bir spor faaliyeti sonucunda değişiyor, evriliyor.  

Johns Hopkins Üniversitesi Motor Öğrenme ve Beyin İyileştirme bölümü direktörü Dr. John Krakauer’e göre aynı etkiyi, henüz tıbbi olarak kanıtlamamış olsa da, insan beyni üzerinde görmek son derece muhtemel. Kanıtlamış olan verilere baktığımızda ise özellikle orta yaş ve üstü yetişkinlerde yeni bir spor öğrenmenin; yaşlılık ile birlikte gelen bilişsel zayıflama, hafıza kaybı, el-göz koordinasyonu aksaklıkları gibi problemlere karşı ciddi bir koruma sağladığını görüyoruz. Bunun yanı sıra alışılmışın dışında fiziksel ve zihinsel beceri gerektiren sporlar, beynimizdeki sinir hücrelerinin arasında yeni yollar kurulmasına neden oluyor, vücudumuzu ve aklımızı gençleştirirken bizi stresten koruyor.  

Yazın yatarak, içerek ve plajlarda boy göstererek harcadığınız vaktin ufak bir kısmını windsurf, kitesurf, wakeboard ya da yelken gibi spor dallarından bir tanesini öğrenmeye ayırmanız; bilişsel kapasite ve fiziksel gücünüzü artırmanın yanı sıra sosyalleşmenize ve farklı çevrelerden yeni insanlar tanımanıza da yardımcı olacaktır. Zaten günlük şehir hayatınızın içinde sürekli birlikte vakit geçirdiğiniz arkadaş grubunuz ile gidip, bir iki yüzeysel tanışıklık haricinde yine aynı grup arkadaşlarla geri döndüğünüz tatillere; yeni dostluklar, simalar, hayat tarzları ve macera arkadaşları eklemek istemez misiniz?  

‘’Bütün sene koşturuyoruz, yorgunluk had safhada. Bir tane tatilimiz var, onda da yatıp dinlenmek istiyoruz.’’ cümlesini, bu konuyu her açtığımda mutlaka duyuyorum. Haklısınız. Gününüzün büyük bir kısmını floresan ofis ışıkları altında çoğunlukla ‘overtime’ çalışarak geçiriyorsunuz. Üstüne işten çıkıp trafikte ya da toplu taşıma araçlarında ayrı bir savaşa giriyorsunuz. Kendinizi güç bela eve atmaya başardığınızda, koltuktan yatağa gidecek enerjiyi zor bulduğunuzu biliyorum. İşte tam da bu yüzden spor diyorum.  Spor yapmak, hareket etmek; enerji seviyenizi düşürmez aksine artırır. Sizi daha dinamik ve canlı bir insan haline getirir. Yazın belki de bir haftanızı ayırarak öğreneceğiniz yeni bir spor dalı size daha sağlıklı bir kişi olmak için yılın geri kalanında motivasyon sağlar. Belki öğrendiğiniz sporda kendinizi geliştirebilmeniz için yeni seyahat olanakları yaratır. Edindiğiniz yeni dostlar ile alışagelmişin dışında maceraların kapılarını aralar. Yediğinize, içtiğinize daha çok dikkat etmenize yarar belki. Sigara, alkol, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklarınızı bırakmanıza yardımcı olur.. Kim bilir belki de hayattan aldığını zevki, yaşamınızın kalitesini artırır…  

Elinize geçen her fırsatta konfor alanınızın dışına çıktığınız, kendinizi tanımaya, potansiyelinizi keşfetmeye bir adım daha yaklaştığınız bir yaz olsun hepiniz için. Heyecan dolu aktivitelerle, hareketle, yeni dostluklarla geçsin günleriniz. Gelişim olsun, sorgulama olsun..   

Kendinize iyi davranın.  

Cansın Ersöz

Cansın Ersöz

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Teknoloji, tasarım ve motivasyon dolu Kolektif House dünyasından en son haberler, etkinlik duyuruları ve sürprizler için haftalık bültenimize kayıt ol. Merak etme, fikrini değiştirirsen dilediğin an ücretsiz olarak bülten üyeliğini sonlandırabilirsin.