fbpx

Biyofilik tasarımda takip edilmesi gereken 5 adım

Küresel salgın, yalnızca iş yapış şekillerimizi, alışkanlıklarımızı değiştirmekle kalmadı. Aynı zamanda ihtiyaç ve beklentilerimizde de köklü bir değişim yarattı. Pandemi nedeniyle dünya genelinde uygulanan kısıtlamalar dışarıda olma arzumuzu ateşledi. Doğanın günlük yaşamlarımızdaki önemini bir kez daha anlamamızı sağladı. Şimdi, sahilde yürüyüşün, ormanda gezintinin hem fiziksel hem de zihinsel olarak bizleri nasıl olumlu yönde etkileyebildiğini her zamankinden daha iyi anlıyoruz. Çünkü doğa ile iç içe olmak kuşkusuz kendimizi daha sakin, mutlu ve güvende hissetmemizi sağlıyor.

Sosyal mesafeye duyulan ihtiyaç devam ederken, şirketler de çalışanların bu artan ihtiyacının farkında. Esasında şirketler salgından önce de çalışanlarının üretkenliğini tetikleyen doğal ortamlar yaratmaya, ihtiyaç duyulan bir mola için açık hava çalışma alanları tasarlamaya çoktan başlamıştı. Ancak salgın sonrasında ofislerde doğadan ilham alan tasarımlara ilgi hiç olmadığı kadar fazla. Peki biyofilik tasarıma başlamadan önce hangi adımları izlemeli, nelere dikkat etmeliyiz?

İhtiyaçlar

Her ne kadar çalışan sağlığına, mutluluğuna ve verimliliğine odaklanan ortak bir amaca hizmet etse de temelde mekânın ihtiyaçlarını anlamak ve belirlemek sağlıklı bir proje oluşturmak için büyük önem taşıyor. Bu nedenle ofis alanının tasarımına geçmeden önce ihtiyaçları anlayın, değerlendirin ve yol haritanızı buna göre belirleyin. Projeyi benzersiz kılacak özellikleri, kullanılacak materyalleri netleştirin ve güneş ışığından daha fazla yararlanmak için geliştirilebilecek çözümler geliştirin.

Görüş alanı

Doğaya fiziksel veya görsel erişim stresin ve zihinsel yorgunluğun azaltılmasında fayda sağlıyor. Bu nedenle doğayı olabildiğince çalışanların görüş alanında tutmayı dikkate alın ve buna özen gösterin. İç mekanları; özellikle de kafeterya ve konferans salonları gibi ortak alanları gün ışığı alacak şekilde ve bahçe, bitki örtüsü manzarası görecek biçimde tasarlayın.

Materyal ve renk

Ahşap gibi doğal malzemeleri iç mekanlarda kullanmak, doğayla görsel bir bağlantı görevi görürken, kapalı alanlarda dahi doğada olma hissi yaratabiliyor. Bu nedenle materyal seçimlerinde doğal ürünlere yönelmenin yanında renk ve desen tercihlerinde de yine doğal renkler, şekiller, diziler ve dokular tercih ederek; çalışma alanlarına doğayı uçtan uca entegre edin.

Yeşil bitkiler

Aynı şekilde, yeşil renkte bir duvara ek olarak iç mekânda bol miktarda bitki kullanımı da çalışanlar üzerinde bir parkta ya da açık havada olma hissi uyandırır. Bitkiler iç mekân hava kalitesini artırırken, iç mekândaki akustiğe de olumlu katkı sağlar. Bu noktada ise susuzluğa dayanıklılığı yüksek, bakımı kolay olan bitkileri tercih edin.

Dış mekân

Ayrıca iç mekanların yanında ofislerde direkt doğaya erişim de bir o kadar önemli. Günlük yaşamda yeşil bir alana bakmak stresi azaltırken, sağlığı da olumlu yönde etkiliyor. Dış mekân sosyal bağlantıyı kolaylaştırıyor. Günümüzde birçok şirket, rahat oturma seçenekleri, Wi-Fi ve güç kaynakları da içeren açık hava çalışma alanlarına odaklanıyor. Bu yüzden ofis tercihlerinizde açık havada, etkileşimi teşvik eden daha fazla alan yaratma konusunu göz ardı etmeyin. Alanı tasarlarken gürültü, gölge ve rüzgâr gibi unsurları göz önünde bulundurun. Ayrıca herkes için ilgi çekici açık alanlar yaratmak adına nelerin, hangi olanakların sunulabileceğini detaylı bir şekilde düşünün.

Kolektif House olarak bizler de doğayı iç mekâna taşıyan biyofilik tasarıma kurulduğumuz ilk günden bugüne büyük önem veriyoruz. Sadece bununla da sınırlı kalmayıp çalışanların molalarında iş stresinden uzaklaşmalarına yardımcı olacak doğal ortamı da yine teraslarımız ve bahçelerimiz ile üyelerimize sunuyoruz. 

Kolektif House

Kolektif House

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Teknoloji, tasarım ve motivasyon dolu Kolektif House dünyasından en son haberler, etkinlik duyuruları ve sürprizler için haftalık bültenimize kayıt ol. Merak etme, fikrini değiştirirsen dilediğin an ücretsiz olarak bülten üyeliğini sonlandırabilirsin.