COVID-19 çevresel sürdürülebilirlikte dönüm noktası olur mu?

Pandemi ile birlikte dünya birkaç ay içinde değişti. Bu değişim sadece insanların yaşam tarzları ile sınırlı kalmadı, bazı beklenmedik olumlu sonuçları da beraberinde getirdi. Milyonlarca insanın evlere kapandığı bu süreçte sınırlar kapanıp, ulaşım ağları durma noktasına gelirken; küresel enerji talebinde ve karbon emisyonlarında ani bir düşüş yaşanıyor. 

İngiltere merkezli National Climate Change dergisinde yayınlanan uluslararası bir araştırma, dünyada 2020 yılı Ocak ve Nisan ayları arasında karbon emisyonlarında geçen yılın aynı dönemine kıyasla keskin bir gerileme olduğunu gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre Nisan ayında dünyada günlük küresel karbon emisyonlarında geçen yılın aynı ayına kıyasla %17 oranında ciddi bir düşüş görüldü. 

Salgın tedbirleri nedeniyle New York’ta karbon emisyonu seviyeleri Mart ayında geçen yılın aynı dönemine oranla yaklaşık %50 azaldı. Çin’in en büyük 6 enerji santralinin kömür kullanımı %40 gerilerken, ülkede yılbaşından bu yana emisyon oranları %25 düştü. Avrupa’da ise uydu görüntülerine göre kuzey İtalya’da azot dioksit emisyonu neredeyse yok olurken, benzer bir gelişme İngiltere ve İspanya’da da gözlendi. 

Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine göre özellikle Mart ayında Avrupa, Kuzey Amerika ve diğer ülkelerde uygulanmaya başlayan karantina tedbirleriyle birlikte; küresel enerji talebi 2020 yılının ilk çeyreğinde yüzde 3,8 azaldı. Küresel kömür talebi, 2019’un ilk çeyreğine kıyasla yaklaşık yüzde 8 oranında düşerken, kısıtlamalar nedeniyle petrol talebi de ilk çeyrekte neredeyse %5’lik bir gerilemeyle güçlü bir şekilde etkilendi. Endüstriyel operasyonlardaki azalma ile birlikte elektrik talebi %20’nin üzerinde azalırken, yenilenebilir enerji kaynaklarında ise talep artışı görüldü. 

Öte yandan kömür, petrol gibi fosil yakıtlara talep de bu süreçten etkilenecek. Petrol talebinin %9, kömür talebin ise %8 oranında azalması öngörülüyor. Veriler nükleer enerji ve gaz talebinde de düşüş eğilimi olabileceğine işaret ederken, karbon emisyonlarının bu yıl eşi görüşmemiş bir şekilde %8 oranında düşmesi bekleniyor. 

Ancak söz konusu bu düşüş eğilimlerinin ne kadar süreceği ya da kalıcı olup olmayacağı net değil. Pandemi azaldığında oranlar tekrar hızlı bir atışa geçecek mi? Yoksa bugün gördüğümüz bu değişiklikler kalıcı bir etki yaratacak mı? 

Esasında bu bizim elimizde! İşte bu noktada atılabilecek bazı temel adımlar: 

Başka bir ofis mümkün

Birçok kişi pandemi döneminde evden çalışmaya başladı. Gelecekte de uzaktan çalışmanın ve uydu ofislerin yaygınlaşması bekleniyor. Bu sayede çalışanlar yaşadıkları yere daha yakın mesafedeki ofislerine toplu taşıma araçları ya da özel araç kullanmaksızın yürüyerek gidebilecek. Uzmanlar böylece karbon ayak izlerinde de ciddi oranda azalma sağlanabileceğini aktarıyor. Ayrıca akıllı teknolojilerden yararlanarak enerji tüketimini minimuma indirmek, yeşil ofis uygulamaları ile de ekolojik ayak izini azaltmak mümkün. Burada şirketlerin yeşil ofis programı çerçevesinde karbon emisyonunu azaltan, enerji tasarrufunu artıran, yenilenebilir kaynaklara yönelimi önem taşıyor.  

Teknolojik alt yapı yatırımlarını artırın

Yapılan araştırmalar bundan sonra kimi çalışanın evden kimi çalışanın uydu ofislerden kimi çalışanın ise genel merkezden çalışacağı esnek çalışma kültürünün giderek yerleşeceğine işaret ediyor. İşlerin ve iletişimin düzenli akışını sağlayabilmek için yeni ekipmanlara, aboneliklere ve teknolojik alt yapılara yatırım yapmak şart. 

Online toplantılara devam

Salgın sürecinde fiziki toplantılar yerini online toplantılara bıraktı. Bu her zaman tatmin edici olmasa da dijital toplantıların araç kullanımını azaltmada etkili bir yöntem olduğu yadsınamaz bir gerçek. Toplantıları önümüzdeki dönemde de olabildiğince online gerçekleştirmek trafiği azaltıcı bir unsur olduğu gibi bu karbon ayak izini de aşağı çekecektir. 

Ulaşımda alternatifleri tercih edin

Tüm dünyada elektrikli araçlara geçiş devam ediyor ancak sürecin hızlanması için şarj istasyonlarına kolay erişim de şart. Uzmanlar gerek şarj istasyonları yatırımlarının gerekse bisiklet ve yaya yolunu genişletme çalışmalarının hız kazanması gerektiğine dikkat çekiyor. Ulaşım için ise kısa mesafelerde bisiklet vb doğa dostu araçların, uzun mesafelerde ise elektrikli araç kullanımının daha sağlıklı bir alternatif olacağı belirtiliyor. Diğer yandan; seyahatsiz bir dünya hayal edilemez ancak seyahat etme şeklimizi değiştirmezsek keşfetmemiz için bir gezegenimiz de kalmayacak. Kısa kısa 5-6 tatil yerine yılda bir kez daha limandan limana uzun yolculuklar yapmak da yine karbon ayak izimizi önemli ölçüde azaltacaktır.

Daha fazla fidan dikin

Ağaçlar havayı kirleten gazları emip, havayı temizlerken; fosil yakıt kullanımının sonucunda ortaya çıkan sera gazı etkisi ile mücadele eder. Ayrıca iklim değişikliğini kontrol altında tutmaya da yardımcı olur. Dolayısıyla dikeceğiniz her fidan ile gelecek nesillere daha sürdürülebilir bir dünya bırakabilirsiniz. 

Kolektif House olarak biz de sürdürülebilir bir dünya için tüm adımları eksiksiz atma yönünde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda kurumların ofis kaynaklarının akılcı kullanımını sağlarken aynı zamanda doğa üzerindeki baskılarını, ekolojik ayak izlerini azaltmak için önemli bir program olan WWF’nin Yeşil Ofis Programı’na dahiliz. Kurum olarak ekolojik sürdürülebilirliği göz önünde bulundurarak doğaya saygılı ve duyarlı tercihler yapmaya özen gösteriyoruz. Lokasyonlarımızın tamamında plastik, kâğıt, cam ve pil geri dönüşümü kutuları bulunurken, Levent lokasyonumuzda EkBiçYeİç iş birliği ile oluşturduğumuz KoGarden’ımız var. Ayrıca, Kolektif Enterprise ve Kolektif Suites için sunduğumuz operasyonel hizmetlere de isteğe göre geri dönüşüm de dahil edilebiliyor. 

Ece Tuçaltan

Ece Tuçaltan

Teknoloji, tasarım ve motivasyon dolu Kolektif House dünyasından en son haberler, etkinlik duyuruları ve sürprizler için haftalık bültenimize kayıt ol. Merak etme, fikrini değiştirirsen dilediğin an ücretsiz olarak bülten üyeliğini sonlandırabilirsin.