Heidi Sandstrom / Unsplash

DİNLEDİĞİMİZ MÜZİK KADARIZ

Ya da şöyle diyelim: Dinlediğimiz müzik, çalışma verimimizi belirler.

Her geçen gün verimli çalışmanın çokça yeni metoduna şahit oluyoruz; erken kalkmak (ama çok erken), sabahları buz gibi duş almak, kahve tüketiminin keşfedilmemiş yolları… Liste detaylara indikçe uzuyor ve hepimiz kendimize uygun metodu seçip -en azından bir dönem- uyguluyoruz, işe yaradığını hissettiklerimize devam ediyoruz ancak şu bir gerçek ki bugüne kadar %100 işe yarar bir yöntem bize sunulmadı ve söz konusu yaratıcılıktan beslenen işler olduğunda, kimsenin de böyle bir formül sunmasını bekleyemeyiz. Ama hadi şimdi hepimiz elimizi vicdanımıza koyalım: Müziğin ateşleyici bir gücü var, değil mi?

Şahsen ben, “Ne tarz müzikler dinliyorsun?” sorusunu yıllardır güme getiriyorum. Şöyle açıklayabilirim, sırada bir günde Spotify’ı açıp örneğin Sam Fender’den Play God’ı başlatıp karıştır butonuna bastığımı varsayalım. Sırasıyla çalma potansiyeli olan şarkıları yazıyorum: Ash’ten Dans La Peau, The Platters’dan Twilight Time, Jabbar’dan Cesaretsizce Olmuyor, Balthazar’dan Phone Number… Ki tüm bu parçalar benim özenle seçip o kütüphaneye eklediğim parçalar. Düzenli olarak dinlediklerim yani. Ellerin parçaları değil, benimkiler. Tabloya buradan bakınca bir müzik zevkim olmadığını anlıyorum. Ya da sanırım bir sürü müzik zevkim var. Her neyse, konumuz tam olarak bu değil; konumuz doğru bir seçim ve tekrar kuralıyla, müziğin verimli çalışma devrimi yaratabileceği.

Josue Valencia / Unsplash

Herhangi bir yazının ya da senaryonun başına oturacağım zaman, Word’ü bile açmadan önce ilk işim Spotify’daki çalma listemi açmak oluyor. Çoğunluğu filmlerin ve dizilerin soundtrack parçalarından oluşan, tamamı enstrümental yaklaşık 30 şarkılık bir liste. Dinledikçe her şarkının bir duygusu, hatta bazen bir karakteri olduğunu keşfettim. Öyle ki bazı hikayeler resmen benden sakin tonlarda bir parça açmamı, bazıları da varolan bütün yaylı çalgıları duymayı bekliyor, istiyor ya da çağırıyor, artık bu durumun adına her ne dersek, o. Durum böyle olunca, eğer doğru müzikle eşleştirmeyi başarabilirsem yapılan işten aldığım verim ciddi ölçüde artıyor. Bunun bilimsel bir dayanağı olduğunu bilmek keyiflendiriyor.

Müzik ve verimli çalışma ilişkisi üstüne yapılan bir araştırma, sevdiğimiz müzikleri dinlediğimizde beynimizin dopamin salgıladığını ortaya koyuyor. Bu da mutluluk ve toz pembe bir dünya demek. Tempolu şarkılar nabzımızı ve nefes alışverişimizi hızlandırırken, ağır tempolular tam tersi etki yapıyor. Buraya kadar aslında yeni bir bilgi yok, müziğin ruh halimize iyi geldiğini biliyorduk. Ancak iş, aynı parçayı tekrar moduna aldığımızda değişiyor. Tek bir parça yeniden ve yeniden çaldıkça, bu durum fizyolojimizi değiştiriyor, müzik fonda kaybolmaya; hatta bir süre sonra artık duyulmamaya başlıyor. Müziği sadece duymaktan öteye geçip gerçekten hissetmeye o noktada başlıyoruz. Bir nevi transa geçme hali başlıyor.

Crew / Unsplash
Crew / Unsplash

Çoğumuz son teslim tarihi olan işler üretiyoruz; içeriğinde yazı yazmak, tasarım yapmak, birçok farklı araç ve kişi yardımıyla proje taslakları oluşturmak yer alabiliyor. Dolayısıyla müzik seçimlerini de işin türüne yönelik yapmakta fayda var. Eğer işinizi fazlara ayırabiliyorsanız, her fazın gerektirdiği tempoda ve türde şarkıyı seçmek faydalı olabiliyor. Örneğin işim kelimelerle olduğu zaman, mümkün olan en dramatik etkiyi yaratmak için soundtrack çalma listesinden şaşmıyorum. Bilinçaltımdaki bir sürü anı uyanıyor ve yeni fikirlerin doğması için beynimi tetikliyor. Yazı evresi bitip araştırma veya daha görsel bir evreye geçtiğimde tempoyu değiştiriyor, bu kez sözlerine eşlik edebileceğim (ve kesinlikle birisiyle paylaşmaya dahi utandığım ama bende işe yarayan) şarkıları tercih ediyorum. “Guilty pleasure” denen hadise işte, siz de biliyorsunuz… Aynı durum bir proje öncesinde ya da ortasında tıkandığım, hiçbir yeni fikir üretemediğimde çıktığım yürüyüşlerde de geçerli. Yürümek başlı başına iyi gelirken, bir de işe şarkılar dahil olunca… Sonuçlar tatmin edici olabiliyor, tek ihtiyacımız olan telefonumuzdaki Not Defteri uygulaması.

Spotify’ın algoritması size de önerilerde bulunacak, hatta belki karşınıza “Ofis Şarkıları” başlıklı listeler sunacaktır. Tercih tamamen sizin, kendi listenizi de yapabilir ya da bir yerden başlayıp akışa bırakabilirsiniz. ancak ben bundan böyle tek bir şarkıyı döngüye sokma tekniğini deneyeceğim. Verimli çalışma uğruna her yeni fikre kapı açık.

Yiğit Tuna

Yiğit Tuna

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Ozan Akbas

Kasım 6, 2019

Yiğit Tuna

Ekim 30, 2019

Cansın Ersöz

Ekim 23, 2019

Teknoloji, tasarım ve motivasyon dolu Kolektif House dünyasından en son haberler, etkinlik duyuruları ve sürprizler için haftalık bültenimize kayıt ol. Merak etme, fikrini değiştirirsen dilediğin an ücretsiz olarak bülten üyeliğini sonlandırabilirsin.