Endişeye Karşı Büyük Bir Kozumuz Var: Endişelenmemek

Koronavirüs nedeniyle daha önce hiç görmediğimiz sahnelere tanık oluyoruz. Sağlığımızı korumak için kendimizi izole ettik, hayatı eve sığdırmaya çalışıyoruz. Hem hastalanmamak hem de başkalarını hasta etmemek adına azami bir çaba gösterdiğinize hiç şüphem yok. Peki ya akıl sağlığınız söz konusu olduğunda aynı özeni gösteriyor musunuz?  

Sosyal izolasyon ve her gün yenilenen yasaklar listesi ile birlikte endişeli ruh halimiz hakkında konuşmamız gerektiğini düşünüyorum. Toplum olarak stresin tavan yaptığı bir dönemden geçiyoruz. Gezemiyoruz, sosyalleşemiyoruz, para kazanamıyoruz, para harcayamıyoruz ve en kötüsü gözle görülmeyen bir ‘düşmana’ karşı 7/24 savaşıyoruz.  

Şimdilik görünen o ki, corona virüs yakın bir gelecekte aramızdan ayrılmayı düşünmüyor. Bu nedenle yapabileceğimiz en yararlı şeylerden bir tanesi endişe ile nasıl başa çıkabileceğimiz konusunda kendimizi eğitmek.  

‘’Ya hasta olursam?’’, ‘’Ya sevdiğim biri hastalanırsa?’’, ‘’Ya işimden olursam?’’, ‘’Ya yıllar sürerse bu durum?’’ 

Herhangi bir doğal afet, hastalık, can ya da mal güvenliğine bir tehdit karşısında endişelenmek; korku ya da kaygı duymak son derece normal bir insan reaksiyonu. Endişe duymak normal olmasının yanı sıra hayatta kalmamız için gerekli bir savunma mekanizması. Fakat endişeli bir ruh halini sürdürmek ve endişe içinde kalmak tam tersine hem zararlı hem de korumaya çalıştığımız hayat için aslında bir tehdit.  

Endişelenmek beraberinde daha fazla endişeyi, kaygıyı ve korkuyu getirir. Endişeyi fazla kaçırdığımız zaman vücudumuzun sempatik sinir sistemi devreye girer ve kaç ya da savaş mekanizmamız aktive olur. Herhangi bir savaşta ya da kaçarken kullanılması ihtimaline karşı vücut yakıt olarak kandaki şeker ve trigliserid seviyelerini artırır. Bol bol kortizol salgılar. Bu değişikliklerle birlikte titreme, odak bozukluğu, ağız kuruluğu, nefes darlığı, sinir patlamaları, kasılmalar, baş ağrısı, mide bulantısı ya da baş dönmesi gibi birtakım semptomlar görülür. Kanda kaç ya da savaş mekanizması için üretilen bu ekstra hormon kokteyli herhangi bir fiziksel aktivite ya da dışa vurum ile harcanmadığı takdirde (ki kanepemizde battaniyelerin altında tweet okurken bu mümkün değil) sindirim sistemi problemlerine, bağışıklık sisteminin bastırılmasına, kısa süreli hafıza kayıplarına, kas ve sinir sisteminin kasılmasına ve kalp ve damar tıkanıklıklarına yol açar.   

Sürekli hastalanabilirim endişesi ile yaşayan bir insan için hastalığın kaçınılmaz olması- çekim yasası ve enerji konularına girmiyorum bile – vücudun bu tepkisi ile açıklanabilir. Bu nedenle sağlığımızı gerçek anlamda korumak için endişeyle nasıl bir ilişkimiz olduğunu görmek önemli.   

Kocaman Kırmızı bir STOP İşareti 

Endişe ile baş edebilmek için ilk yapmamız gereken endişelendiğimizi fark etmek. Diyelim ki sevdiğiniz bir yakınınız ve onun sağlık durumu ile ilgili düşünmeye başladınız. Düşünceleriniz ‘’Ya hastalanırsa? Şekeri de var.. Ya hastanelerde yer olmazsa… İşe gidemezse ailesine kim bakacak..’’ gibi bir yöne kaymaya başladığında bu durumu fark etmek ve adını endişelenmek olarak koymak ilk adımı başarıyla geçmek demektir.  

İkinci adımda, endişe yüklü düşünceleri durdurmak için zihninizde kocaman kırmızı bir STOP işareti canlandırın. Ya da işitsel sinyallere daha çok tepki veren biriyseniz, bir alarm ya da çan sesi duyduğunuzu hayal edin. Endişeli düşüncelerinizi bu işaretle durdurun ve kendinize sorun: Bu düşüncelerin herhangi bir faydası var mı? Cevap çok büyük bir olasılıkla ‘’Hayır.’’ olacaktır.  

En Büyük Yardımcı: Anda Kalmak  

Bu iki adımı gerçekleştirdikten sonra kaygı dolu düşüncelere kapılmanızı engelleyecek en büyük yardımcınız anda kalmak olacaktır. Anda kalmayı da en etkili şekilde nefesinize odaklanarak başarabilirsiniz. Endişe verici düşüncelere kapıldığınızı fark ettiniz. Kırmızı bir stop işareti ya da alarm sesi ile bu düşünce zincirini durdurdunuz. Sonraki aşama olarak nefesinize ve vücudunuza dönün. Büyük ihtimalle diyaframınızın sıkıştığını, kaşlarınızın çatıldığını, omuzlarınızın başınıza doğru yukarı çekildiğini, dilinizin üst damağınıza yapıştığını fark edeceksiniz. Nefes alış verişinize odaklanın ve bu sırada tüm vücudunuzu baştan aşağı gevşetin. Her nefeste kendinizi daha çok bırakın ve birkaç dakika yalnızca bu şekilde nefes alıp verin.  Bu anda kalma egzersizi sırasında düşünceler oluşabilir. Zihninizi tamamen kapatmaya ya da düşüncülerinizi susturmaya çalışmak yerine her defasında odağınızı nefesinize getirin. 

Endişelenmek bizi ya geçmişe ya da geleceğe götürür. Bunlardan bir tanesi olup bitmiş, diğeri ise hala yaşanmamıştır. Elimizde olan ve herhangi bir fark yaratabileceğimiz tek şey içinde bulunduğumuz andır. Endişeler ve düşünceler bizi aklımızın içinde tutar. Anda kalmak ise hissetmekle alakalıdır. Vücudumuzu, kaslarımızı, nefesimizi, üzerimizdeki kumaşı, sıcağı, soğuğu hissetmek an içerisinde mümkündür. Bu nedenle zihniniz negatif bir yöne kaymaya başladığında hisleriniz sizi ana taşıyan bir çapa görevi görür. 

Her Şeyi Kontrol Edemezsiniz 

Bu noktada kontrolünüz altında olan ve kontrolünüz altında olmayan durumların bir listesini hatırlatmak istiyorum size.  Başkalarının hijyen kurallarına uyup uymadığı, ülke ekonomisi, siyasilerin kararları, aşının bulunma ihtimali ya da bu işin ne kadar süreceği hiçbir şekilde sizin kontrolünüzde olmayan durumlardan bazıları. Kontrol edemediğiniz bu gibi konular hakkında kabul çalışabilir ve yolunuza çıkabilecek her şeyle baş edebilecek güçte olduğunuza dair olumlamalarda bulunabilirsiniz.   

Kontrolünüz altında olan durumlar; hijyen kurallarına uyup uymadığınız, ruh haliniz, bu süreci nasıl değerlendirdiğiniz, sosyal medyayı nasıl kullandığınız, vaktinizi neleri izleyerek ve dinleyerek geçirdiğiniz gibi konulardır. Bu konuları iyi yönetmek, süreci iyi yönetmek anlamına gelir. 

Gerçeklerle, olmuş olanla, kontrol edemediklerinizle savaşmak yerine, kontrol edebildiklerinize odaklanmak ve perspektifinizi hem kendinize hem de çevrenize yarar bir şekilde düzenlemek bu süreçten çok daha güçlü bir şekilde çıkmanızı sağlayacaktır.  

Nefes çalışmaları ile birlikte endişelerinizi geride bırakıp ana döndükten ve rahatladıktan sonra kendi iyiliğiniz ya da bir başkası için ne yapabileceğinizi düşünüp aksiyon alabilirsiniz. Vücudunuzun gerinip esnemeye ihtiyacı varsa bu ihtiyacı giderebilirsiniz. İhmal ettiğiniz bir yakınınızın ya da dostunuzun halini hatırını sorabilirsiniz, evde biriken fazla eşyalardan kurtulabilirsiniz. Kısacası vakitsizlikten dolayı daha önce yapamadığınız bir sürü aktivite ile endişelerden uzak bir ortam yaratabilirsiniz.  

Evde geçirdiğimiz bu süreci zihnimizden uzak, vücudumuza ve hislerimize yakın bir şekilde geçirmeyi öğrenebilirsek, corona’dan alacağımız en değerli derslerden birini alarak gelişmiş oluruz.  

Hepinize sağlık ve huzur dolu bir Nisan ayı diliyorum.  

Kendinize iyi davranın.  

Cansın Ersöz

Cansın Ersöz

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Cansın Ersöz

Eylül 18, 2020

Oya Gökşahin

Eylül 4, 2020

Teknoloji, tasarım ve motivasyon dolu Kolektif House dünyasından en son haberler, etkinlik duyuruları ve sürprizler için haftalık bültenimize kayıt ol. Merak etme, fikrini değiştirirsen dilediğin an ücretsiz olarak bülten üyeliğini sonlandırabilirsin.