Fizyoloji vs. Psikoloji

2020’nin birçoklarında hayal kırıklığı yarattığını gözlemliyorum. Corona virüsü, depremler, yangınlar, savaşlar ve ülkenin hali derken olumlu bir ruh halini koruyabilmek gittikçe daha da zorlaşıyor. Havalar soğuk, trafik her zamanki gibi, İstanbul deseniz biraz gri… Peki siz nasılsınız? Nasıl bir ruh hali içindesiniz?

Mesleki hayatını duyguları ve yüz ifadelerini araştırmaya adamış Psikolog Doktor Paul Ekman’a göre, belirli bir ruh haline girdiğimizde vücudumuz o ruh halini korumaya çalışır. Bu koruma çabasının bir parçası olarak bilinçaltımız algısını değiştirir ve içinde bulunduğumuz ruh halini güçlendirecek ya da doğrulayacak olan bilgileri bilinçli zihnimizin dikkatine çekmeye başlar.

Mutsuz hissettiğimiz bir günde radyoda daha önce defalarca kez dinlemiş olduğunuz bir şarkının acı sözlerini ilk kez fark ederiz. Ya da mutlu hissettiğimiz bir anda, insanların gülümsemelerini yakalar, karşılık verir ve sanki herkes bizimle bu mutluluğu paylaşıyormuş gibi hissederiz.

Şöyle bir senaryoyu da mutlaka yaşamışsınızdır. Birisi ile bir tartışma yaşarsınız ve konuşarak bir orta yol bulur ve o tartışmayı sonlandırırsınız. Fakat tartışma tatlıya bağlandığı ve anlaşma sağlandığı halde karşı tarafın yaptığı ya da söylediği şeyler sizi kızdırmaya devam eder. Bunların hepsi bilinçaltımızın algıda seçicilik ile içinde bulunduğu hali koruma çabasının bir parçasıdır.

Peki bizi olduğumuz halde tutmaya bu kadar hevesli bir bilinçaltımız varken ruh halimizi nasıl kontrol edebiliriz? Mutsuz bir halden mutlu bir hale en kolay ve hızlı şekilde nasıl geçeriz?

Böyle bir değişimi çoğu zaman irademizi kullanarak yapmaya çalışırız. Kendimizi depresif hissediyorsak, bu durumun değişmesi için mantığımızı kullanırız. Örneğin mutlu olmak için nedenlerimizi yazarız bir kâğıda, ya da şükür duyabileceğimiz şeylerin zihinsel bir listesini çıkarırız. Belki komik bir şeyler izler ya da sevdiklerimiz ile sohbet muhabbet ederek kafa dağıtmaya çalışırız.

Bunların her biri kendilerince etkili yollardır. Bununla birlikte içinde bulunduğumuz ruh halini değiştirmek için çok daha etkili ve güçlü bir silahımız vardır: Fizyolojimiz!

Duygularımızın nasıl bedenimizde bir yansıması varsa, bedenimizin de duygular üzerinde bir yansıması vardır. Biz genelde bu alışverişi tek taraflı düşünürüz. Heyecan hissettiğimizde kalbimiz daha hızlı çarpar, bunaldığımızda diyaframımız sıkışır. Bunları normal karşılarız. Çoğunlukla göz ardı ettiğimiz konu ise bunun tersidir. Dik durduğumuzda özgüvenimizin artar, göğsümüzü açtığımızda daha güçlü hissederiz. Yürümek sakinleşmemize yardımcı olur. Esnemek ve gerinmek rahatlamamızı sağlar.

Depresif bir ruh halinden kurtulmak için de yapabileceğiniz en etkili şey, vücut duruşunuzu değiştirmektir. Omuzlarınız geride, başınız ve omurganız dik bir şekilde iki dakika durmanız kendinizi güçlü ve daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Vücut dili üzerine araştırmalar yürüten Doktor Amy Cuddy bu şekilde bir duruşu yalnızca iki dakika boyunca tutmanın güç hormonu olarak kabul edilen testesteron seviyesinde yüzde 20’lik bir artışa yol açtığını kanıtlamıştır. Aynı şekilde düşük güç pozisyonu olarak kabul edilen kambur, omuzlar ve baş düşük, eller ve ayaklar iç içe geçmiş ya da bağlı duruşların insanları olduklarından daha mutsuz ve depresif hissettirdiği ve testesteron seviyelerinde %10’luk bir düşüşe neden olduğu görülmüştür.

İyi hissetmek için mantığınızdan önce bedeninizi kullandığınızda ruh halinizin dramatik bir şekilde değiştiğini göreceksiniz. Elbette iradenin bu süreçte rolü var fakat fizyoloji her zaman psikolojiden daha baskın çıkacaktır. Aslına bakarsanız irade dediğimiz şey varlığımızın en güçsüz yanlarından bir tanesidir. İrade konusunda dünya çapında bir uzman olan Profesor Roy Baumeister’a göre irademiz, vücudumuzda bulunan glukoz oranı ile aldığımız uykunun süresi ve kalitesi kadar güçlüdür. Bu nedenle kendi kendimizi irade yoluyla daha iyi ya da mutlu hissettirmeye çalışmak çok da başarılı bir yöntem olmayacaktır. Ama bedenimiz istisnasız bize istediğimiz değişimi verecektir. Ondan sonra da bilinçaltımız devreye girecek ve yeni ve olumlu ruh halimizi doğrulayıp güçlendirecek olan verileri dikkatimize sunmaya başlayacaktır.

Beden-zihin sistemimizde neyin nasıl işlediğini bilmek, istediğimiz hayatı dilediğimiz ruh halinde yaşayabilmek açısından elzemdir. Bu dengeyi güzel kurabildiğiniz huzur ve sağlık dolu bir hafta sizlerin olsun.

Kendinize iyi davranın.

Cansın Ersöz

Cansın Ersöz

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Cansın Ersöz

Eylül 18, 2020

Oya Gökşahin

Eylül 4, 2020

Teknoloji, tasarım ve motivasyon dolu Kolektif House dünyasından en son haberler, etkinlik duyuruları ve sürprizler için haftalık bültenimize kayıt ol. Merak etme, fikrini değiştirirsen dilediğin an ücretsiz olarak bülten üyeliğini sonlandırabilirsin.