Kendimizi Nerede Arayacağız?

Kendini aramak meselesi neden bu kadar gündemde son yıllarda? Belki yeni, mutsuz ve sorgulayıcı neslin iş hayatına girmesi etkili oldu bunda. Ya da sosyal medyayla beraber her birimizin kendini ispat etme çabası bir noktada “Ben neyle uğraşıyorum ve neden buradayım?” diye sorgulamamıza neden oldu kim bilir. Bir şeyleri takip etmekten ibaret artık hayatımız. Fiziksel hacmi olmayan bir kendilik imgesini durmadan kovalayıp, dokunur gibi olup tutamayıp, bitmeyen bir mutsuzluk hissi içinde kayboluyoruz. Gerçekte “kendi” dediğimiz şeyin, kendimizin dışında bir yerde olabileceği sanrısının aslında ne kadar saçma olduğunu görmüyoruz bile. Kim olduğumuzu bulmaya çalışırken, kendimizden başka bir şeye, ya da fikre doğru koşmak, çok yorucu ve çok yıpratıcı değil mi?

Bu işin dengesi nerede ben de tam emin değilim, yalınayak çayırlarda koşan makyajsız, maskesiz ve mutlu kadın figürüne değin inmek mi gerekir kendini arayan bir kadın için? Fiziksel çevremizi doğayla değiştirdiğimizde mi kim olduğumuzu daha iyi anlayacağız yani? Ya da başkalarını gözlemlerken, daha fazla okurken, tartışırken belki? Belki de hep yaptığımız gibi yine tek popüler cevap aramakta hata. Belki herkes, kendine ait geliştireceği bir formülle kim olduğunu çözebiliyordur. Ki zaten aslında sağlıklı olanı da bu değil midir? Hayat bu, herkesin doğrusu yanlışı, oluş hali kendine özgü değil midir?

Büyük şehirler ve özellikle Simmel’in ele aldığı şekliyle Metropol insanı mevzubahis ise, bu formüllerde oluşabilecek çeşitliliğin haddi ve hesabı yok gibi geliyor bana. Gündelik yaşantımıza nüfuz etmiş popüler formüllerin hepimiz farkındayız.. Şamanik seanslardan tut psikoloterapiye, terapiden tut yogaya ya da olumlama sanatlarına kadar sürekli bir yerlerde bir şeyler ve birileri aracılığıyla cevaplar arıyoruz. Kaçımız gerçekten hangi cevabı nerede aramamız gerektiği konusunda bilinçli hareket ediyoruz acaba? Şahsen ben kendimden şüpheliyim ya siz? Gerçekten de bu yöntemler insan ruhunun bir yerlerinde saklı olduğu iddia edilen sürdürülebilir enerji kaynağını keşfetmemize imkan sağlıyor mu?

Peki kim olduğumuzu ve ne istediğimizi nasıl bulacağız? Dış faktörlerin bizi tanımlamasına izin vermediğimizi sandığımız anlarda bile, belirleyici algoritmaları oralardan çalıp, kopyala-yapıştır cevaplara yöneldiğimiz fikrindeyim. Kim olduğunu bulmak, nerede yaşadığından, kimle arkadaşlık yaptığından, ne yediğinden, nerelere gittiğinden tamamen bağımsız bir yaklaşım gerektirir. Kim olduğunu bulmak, öncelikle kendini sevmek, kendine kucak açmak, kendine saygı duymakla başlar. Ancak, olduğun halin, her neyse (daha onu keşfetmeden ve tanımadan) onu kabul ederek, tanışacağın gerçek sen’i her halinle seveceğine kalben verdiğin bir sözle başlar. Aksi takdirde sorgulamaların bilinç üstünde, yani suyun yalnızca yüzeyinde parmaklarını gezdirmenle kısıtlı kalır. Yani, öncelikle kullanacağımız anahtar, kendini sevmek.

Biraz, kendini, olduğun haliyle (kendini seviyor olmanın oluşturduğu güçlü insan imajına bürünmeye çalışmadan, dürüstçe, kalben ve en derinde) ne kadar sevdiğini düşünsene. Aldığın cevaptan ne kadar tatmin ve mutlu olacaksın?

Ceren Otkun

Ceren Otkun

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Teknoloji, tasarım ve motivasyon dolu Kolektif House dünyasından en son haberler, etkinlik duyuruları ve sürprizler için haftalık bültenimize kayıt ol. Merak etme, fikrini değiştirirsen dilediğin an ücretsiz olarak bülten üyeliğini sonlandırabilirsin.