Kendimizi Nerede Arayacağız?

Kendini aramak meselesi neden bu kadar gündemde son yıllarda? Belki yeni, mutsuz ve sorgulayıcı neslin iş hayatına girmesi etkili oldu bunda. Ya da sosyal medyayla kendini bulduğunu iddia eden ve kendi teşhir vitrinlerinden sanal dünyaya pseudo-memnuniyet pozları zerk eden kimselerin daha görünür olması; ben neyle uğraşıyorum ve neden buradayım, diye sorgulamasına neden oldu takipçilerin. Bir şeyleri takip etmekten ibaret artık hayatımız. Fiziksel hacmi olmayan bir kendilik imgesini durmadan kovalayıp, dokunur gibi olup tutamayıp, bitmeyen bir mutsuzluk hissi içinde kayboluyoruz. Gerçekte “kendi” dediğimiz şeyin, kendimizin dışında bir yerde olabileceği sanrısının aslında ne kadar saçma olduğunu görmüyoruz bile. Kim olduğumuzu bulmaya çalışırken, kendimizden başka bir şeye, ya da fikre doğru koşmak, çok yorucu ve çok yıpratıcı değil mi?

Bu işin dengesi nerede ben de bilemiyorum, yalınayak çayırlarda koşan makyajsız, maskesiz ve mutlu kadın figürüne değin inmek mi gerekir kendini arayan bir kadın için? Fiziksel çevremizi doğayla değiştirdiğimizde mi kim olduğumuzu daha iyi anlayacağız yani? Ya da başkalarını gözlemlerken, daha fazla okurken, tartışırken belki? Belki de hep yaptığımız gibi yine tek popüler cevap aramakta hata. Belki herkes, kendine ait geliştireceği bir formülle kim olduğunu çözebiliyordur.

Büyük şehirler ve özellikle Simmel’in ele aldığı şekliyle Metropol insanı mevzubahis ise, bu formüllerde oluşabilecek çeşitliliğin haddi ve hesabı yok gibi geliyor bana. Şu sıralar yine gündelik sosyal akışa nüfuz etmiş popüler formüllerin hepiniz farkındasınızdır. Şamanik seanslara gidenler de var, psikoloterapiye de, yogayla ya da olumlama sanatlarıyla cevap arayanlar da var, dans, sanat ve spor gibi alanları bir ekspresyon aracı olarak kullananlar da var. Kimisi gerçekten de bu yöntemlerden bazılarıyla insan ruhunun bir yerlerinde saklı olduğu iddia edilen sürdürülebilir enerji kaynağını keşfederek, kendisi ve çevresi için bir #positivevibes (😊) kaynağı olabiliyor.

Kimisiyse öyle görünüyor ama sürdürülebilir enerjiden ziyade gündelik olarak tazelediği karbon salınım yakıtlarıyla yaşayarak, yatağa yattığında tükenmiş hissediyor. Buralarda bir yerde, kim olduğunu bulmakla, mutluluğu bulmak kafalarda özdeşleşiyor. Kim olduğunu bulan birisi pekâlâ bir kalıbın içinde hareket ederken ya da -mış gibi davranırken mutluluğunu baki tutabilir. Onu aşağı çekecek yorumlardan, fikirlerden, dayatmalardan kurtulmak için, günü sakince kuralına göre geçirip, kendi iç dünyasında kendini kandırmıyor olduğunun farkındalığıyla, mutluluk hissini koruyabilir. Başını yastığa koyduğunda tükendiğini hissedenler, bana göre, henüz ne istediğini ve nasıl bir insan olduğunu bulamamış kimselerdir.

Peki kim olduğumuzu ve ne istediğimizi nasıl bulacağız? Ben cevabın, bir önceki yazıda bahsettiğim iç yolculukla mümkün olabileceğine inanıyorum. Dış faktörlerin bizi tanımlamasına izin vermediğimizi sandığımız anlarda bile, belirleyici algoritmaları oralardan çalıp, kopyala-yapıştır cevaplara yöneldiğimiz fikrindeyim. Kim olduğunu bulmak, nerede yaşadığından, kimle arkadaşlık yaptığından, ne yediğinden, nerelere gittiğinden tamamen bağımsız bir yaklaşım gerektirir. Kim olduğunu bulmak, öncelikle kendini sevmek, kendinle barışık olmak, kendine saygı duymakla başlar. Ancak, olduğun halin, her neyse (daha onu keşfetmeden ve tanımadan) onu kabul ederek, tanışacağın gerçek sen’i her halinle seveceğine kalben verdiğin bir sözle bu yolculuğa başlayabilirsin. Aksi takdirde sorgulamaların bilinçüstünde, yani suyun yalnızca yüzeyinde parmaklarını gezdirmenle kısıtlı kalır. Yani, öncelikle kullanacağımız anahtar, kendini sevmek.

Biraz, kendinizi, olduğunuz haliyle (kendini seviyor olmanın oluşturduğu güçlü insan imajına bürünmeye çalışmadan, dürüstçe, kalben ve en derinde) ne kadar sevdiğinizi düşünün şimdi? Bir sonraki yazıda bu sevgiyi, kendini tanıma yolunda nasıl kullanacağınızdan bahsedeceğim.

Ozan Akbas

Ozan Akbas

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Ozan Akbas

Kasım 6, 2019

Yiğit Tuna

Ekim 30, 2019

Cansın Ersöz

Ekim 23, 2019

Teknoloji, tasarım ve motivasyon dolu Kolektif House dünyasından en son haberler, etkinlik duyuruları ve sürprizler için haftalık bültenimize kayıt ol. Merak etme, fikrini değiştirirsen dilediğin an ücretsiz olarak bülten üyeliğini sonlandırabilirsin.