fbpx

Kolektiflimiz Harvard Business Review Türkiye’den Webinar Yapmanın Püf Noktaları

Pandemi dönemi başladığından beri seminer, sunum, ders, workshop gibi toplu etkinliklere ara vermek zorunda kaldık. Bu dönemde öne çıkan kavramlardan biri de webinar oldu. Herkesin bir anda ilgisini çeken bu sistem, bir süre sonra önemli bir platform haline gelerek kaliteli içerikler ile öne çıkmaya başladı. Bu kaliteli içeriklerden biri de Kolektiflimiz Harvard Business Review’un webinar serileriydi. Webinar düzenlemenin püf noktalarını Kolektiflimiz Harvard Business Review Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan bizlerle paylaştı. 

1- Harvard Business Review’den ve Türkiye’deki çalışmalarından bahseder misiniz? 

Harvard Business Review, yaklaşık 100 yıldır iş dünyasına yönelik iç görüler ve detaylı içerik sunan, yönetimin bilimini ve iş dünyasının gittiği yönü hem teorik hem pratik tarafıyla anlatmayı kendine hedef edinen bir yayın ekosistemdir. Biz de yaklaşık 10 yıldır Harvard Business Review’un Türkiye’deki temsilciliğini üstleniyoruz. HBR Türkiye içerikleri, bir kısmı Türkçe içerikler, bir kısmı ise Amerikan edisyonundan çeviri içerikler şeklinde oluşmaktadır. Amacımız ise; Türkiye’de yapmaya çalıştığımız ana derginin etrafında etkinliklerle, değişik dijital araçlarla, farklı içerik projeleriyle bir dünya örüp, Türkiye’nin iş dünyasındaki karar vericilere içgörüler ve anlamlı içerikler sunabilmektir.  

2- Bir ekosisteminiz olduğundan bahsettiniz. Bu ekosistemin yapı taşları neler? İçeriklerinizi nasıl üretiyorsunuz?

Harvard Business Review’u bir marka ekseni gibi düşünebiliriz. Biz de onun etrafına farklı uydular döşemeye çalışıyoruz. HBR bizim ana hareket alanımızı oluşturuyor ve dergi bizim ana mecramız. Derginin basılı edisyonunun yanı sıra çok güçlü bir uygulaması var. Bu uygulama üzerinden de çok fazla sayıda okura erişebiliyoruz. Web sitesinde hem derginin içeriklerinin yayınlanması hem de aylık bir dergi olmasının getirdiği bir güncellik dezavantajı bulunuyor. Bunu ortadan kaldırmak amacıyla, iş dünyasında bir sürü farklı ismin dijital ortamda içerikler oluşturup makaleler yazdığı bir network haline getirildi. Yazarlarımız ise genelde daha deneyim odaklı içerikler üretiyorlar. Böylece hem derginin ana teorik yaklaşımını destekliyorlar, hem de o felsefenin farklı alanlarda ve sektörlerde farklı deneyimlere nasıl yansıdığını gösteriyorlar.

Web sitesi dışında düzenlediğimiz özel etkinliklerimiz de bulunuyor. Burada, Türkiye’deki iş dünyasının merak ettiği konularda derinlemesine bilgi sunan etkinlikler düzenliyoruz. Bunu pandemiden önce yüz yüze gerçekleştirirken, şimdi şartlar gereği dijital ortamda yapıyoruz. Aynı zamanda kurumların içerik ihtiyaçlarına göre kendi kapasitemiz ve kendi yaklaşımımız çerçevesinde üzerinde düşündüğümüz projeler de var. Aslında bu ekosistemi; dergi ekseninde etkinliklerin, projelerin ve dijital kanalların olduğu, bir çeşit topluluğun içerik üretmesine destek olan bir platform olarak tanımlayabiliriz

3- Pandemi dönemindeki Webinar seriniz ile hedeflediğiniz ve ulaştığınız noktalar nelerdir?  

Bu durumun üç farklı boyutu var. Başlangıçta bizim için en önemlisi sosyal sorumluluk boyutuydu; çünkü, bu dönemde insanlar belli başlı konularda nasıl hareket etmelerine yönelik çok ciddi arayışlar içerisindeydiler. Biz de buna yönelik elimizde ne kadar içerik varsa bunları herkesle paylaşmak istedik. Bu kapsamda webinarımız zamanla herkesin girip izleyebileceği açık bir webinara dönüştü. Bu içerikle, bu dönemde ilgili herkese bir nebze destek olmaya çalıştık.

Durumun ikinci boyutunda ise iş dünyasına yol gösterecek bir çerçeve hazırlamak vardı. Bu kapsamda webinar serimizin büyük bir kısmında, iş dünyasının önümüzdeki dönemi daha iyi anlamalarına ve o döneme dair beklentilerini doğru şekillendirebilmelerine yönelik konuları ele aldık. Üçüncü boyutta ise Türk iş dünyasının deneyimini ve bakış açısını yansıtmayı planlıyoruz. Webinarlarımızda konukları ağırlayıp, onların deneyimlerinden aktarıp; onların bu dönem neler yaşadıklarını, önümüzdeki dönem neler hayal ettiklerini göstererek, herkesin birbirinden öğrenmesini ve bunu olabildiğince etkileşimli bir ortamda yapabilmesini sağlamaya gayret ediyoruz. 

4- Bir webinar gerçekleştirilmeden önce konu, konuk ve platform üçlüsünü nasıl daha güçlü kılarız? 

Bu çok önemli bir konudur. Türkiye’de şu an baktığımızda, mimarların altın üçgen dediği, ‘‘ucuz olsun, hızlı olsun, kaliteli olsun’’ sözünün etkili olduğunu görüyoruz. Biz bugüne kadar bu üçünün ancak iki tanesini bir arada yakalayabiliyorduk. Şimdi ise, dijital ortamda hepsinin bir arada olma ihtimali var. Elimizde 20 yılı aşkın süredir iş dünyasına yönelik bir içerik gücümüz var. Biz de iş dünyasının nabzını tutabilme becerimizi etkili bir biçimde offline ve online platformlarda sunarak ve bugüne kadar yaptığımız yatırımları kullanarak konu, konuk ve platform üçlüsünü bir araya getirmeye çalışıyoruz. Kendi webinarımızı kurgularken; gündemde insanların neyi merak ettiklerini, ağır noktalarını ve fırsat noktalarını göz önünde bulunduruyoruz. Zaten işimiz medya olduğu için her hafta ve her ay içerik toplantılarında bunları belirliyoruz ve buna göre yol haritamızı çiziyoruz. 

Öte yandan baktığımızda ise elimizde 90 yıllık derin bir içerik birikimi var. Webinarın içeriğinin nasıl olması gerektiğini ya da hangi eksene oturması gerektiğini belirledikten sonra, bunun alt kırılımlarını da hem elimizdeki içeriklere bakarak hem de bu konuda fikrine güvendiğimiz insanlara danışarak belirliyoruz. Günün sonunda ise en çok dikkat ettiğimiz şey; hangi iç görüden, hangi deneyimden ve hangi teoriden yola çıktığımız oluyor.  

5- Bir webinarı katılımcı kitleye duyurmanın en etkili yolu nedir?

Webinarı katılımcılara duyurmak için birkaç tane yöntem var. Bunlardan bir tanesi iyi bir veri tabanına sahip olmaktır. Yıllardır yaptığımız etkinliklerde bizimle veritabanlarını paylaşmış, sevgili dostlarımızdan oluşan bir komünitemiz var. Bu komüniteye duyurular şeklinde gidebiliyoruz. 

İkinci olarak da sosyal medyada araçları bu konuda çok etkili. Burada, etkinlikleri doğru mesajı verebilecek şekilde duyurmak çok önemli. Bir de biz işbirliği yapmayı seviyoruz. Aynı zamanda dergilerimiz içerisinde de çeşitli duyuru alanlarını dijital ve offline olarak kullanabiliyoruz.  

6- Webinar sırasında moderatör olarak izleyicileri etkilemenin püf noktaları nelerdir? 

Bu webinarın yapısına ve içeriğine göre değişir; ama size değişmeyen üç şey söyleyebilirim. Bir tanesi, webinar öncesinde çok iyi hazırlanmak gerektiğidir. İzleyici hazırlanan kişiyle hazırlanmayan kişiyi çok iyi ayırt edebiliyor. Özellikle bizim hitap ettiğimiz kitle bizim anlattığımız konuları ilk defa duyan bir kitle değil. O yüzden bir webinarda kitleyi yakalamak için gerçekten moderatörün hazırlıklı olması lazım. Webinar moderatörlüğü sunuculuk ile aynı şey değildir. Sunuculukta bu işi profesyonel yapan kişilere notları verdiğinizde, bir ödül törenini sunabilir ama çevik organizasyonların geleceğini anlattığınız bir yerde moderatör olarak sizin çevik organizasyonların geleceği konusunda güçlü bir fikirsel arka plana sahip olmanız gerekir. Örneğin; oradaki konuşmacının söylediği bir şeyi başka bir yere çekmeniz ya da refleksif bir soru üretip o bağlama uygun konuyu daha derinleştirebilecek reaksiyonları almanız izleyici tarafından fark edilir. Bunları uygulayabilmek için de çok iyi hazırlanmak gerekir.

İkincisi ise samimi ve enerjik olmanız gerekir. Pandemiden önce dijital etkinliklerle ilgili okuduğum bir kitapta ‘’Webinarlar dijital etkinliklerin en garibanıdır!’’ diyordu. Bunun nedeni ise, bir toplantı ya da etkinlikte herkes konuşur ve belirli bir akış sağlanır; ancak webinarlar arada kalmış etkinliklerdir. Bu yüzden webinarları ilgi çekici hale getirmek için moderatörlerin ekstra bir enerji sarf etmesi ve çaba göstermesi gerekir. Bazen 3-4 saatlik webinarlarımızdan sonra öyle yorgun oluruz ki, koltuğa oturup orada uyukladığımızı biliriz; fakat çabamızın karşılığını da alınca tüm bu yorgunluğumuz silinir.

Özetleme dikkat etmeniz gereken şeyler; çok iyi hazırlanmak, etkinliğin ruhuna uygun bir şekilde enerjinizi ortaya koymak ve izleyicileri işin içine katacak mekanizmaları önceden düşünüp, bunları olabildiğince kullanmaya gayret etmektir. 

7- Webinar bittikten sonra ölçme, değerlendirme ve geri bildirim alma süreci nasıl işliyor?

Webinar süresince, öncesinde ve sonrasında çok ciddi bir analitik çalışma oluyor. Burada belirlenen rakamlar çerçevesinde ciddi analizler yapabiliyoruz. Kaç kişinin katıldığını, hangi anda kaç kişinin çıktığını analiz edebilecek farklı metrikler kullanıyoruz. Aynı zamanda webinar sırasında anketler, soru-cevaplar ile izleyicinin duygu durumunu, angajman durumunu, olaya bakışını analiz edip bunları bir data olarak kullanabiliyoruz. Bunlar bizim webinarları daha iyi kurgulamamıza imkan veren girdileri oluşturuyor. Ayrıca bunlar, webinarda birkaç şirketle iş ortaklığı yaptığımızda, onların o webinardan beklentilerinin ne kadar karşılanıp karşılanmadığını anlamak açısından da anahtar performans göstergeleri olarak işe yarıyor. 

8- Pandemi döneminde webinarlara duyulan ilginin sağladığı avantajları ve dezavantajları neler?

Pandeminin ilk döneminde her gün bir webinar, hatta her akşam yüzlerce canlı yayın vardı. insanlar bu dönemde daha önceden kolay erişemedikleri birçok içeriğe ve birçok içerik sağlayıcıya çok kolay erişir hale geldi. Dolayısıyla insanlar değişik skalalardaki güzel içerik üreticilerinden faydalanmaya başladılar; fakat bir süre sonra klasik bir gürültü kirliliği oluşmaya başladı. İlk dalgada çok fazla içerik derinliği olmayan kişi ve yapıların seslerinin yavaş yavaş kısılmaya başladığını ve bir süre sonra da ortadan kaybolduklarını gördük. 

İkinci tarafta da insanlar bu kadar şey izlemekten, bu kadar içeriği absorbe edip içselleştirmekten de yoruldular. Sonuç olarak, kaliteli içeriği doğru bakış açısıyla ve doğru zamanda verebilen oyuncular yollarına devam ettiler. Diğerleri ise ya yavaşladı ya da bıraktılar. 

Biz her etkinliğimizde, bir konuyu farklı konuklarla olabildiğince farklı bakış açılarından ele almaya çalışıyoruz. İlk baştaki kadar ilginin devam ettiğini söyleyemem; ama bu süreçte ‘‘etkinlik işi sadece otelde olur, network her şeyden önemlidir,’’ gibi birçok kalıplaşmış düşüncenin de kabuğu kırıldı. Birçok izleyici bu süreçte şu düşünceye vardı: ‘‘Mutlaka bir otele gidip parayı yemeye içmeye, led ekranlara vs. yatırıp, karşılığında da daha sınırlı sayıda içerik ve içerik sağlayıcı bütçesi kullanmak zorunda değiliz.’’ Günün sonunda buradaki zihniyetin, genel kabullerin yıkılmasıyla birlikte dönüşmeye başladığını gördük. Pandemi bittikten sonra bile bu ortamı ilk kez deneyimlemiş insanların da burada devam edeceğini düşünüyorum. Bu da aslında webinar işinin ve bilginin demokratikleştirilmesinin önünde güzel bir fırsat olacak.  

9- Son olarak neler eklemek istersiniz?

Çok zor ve belirsizliğin yoğun olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemde lütfen herkes olabildiğince kendine yatırım yapmaya çalışsın. Gerçekten de birçok bildiğimiz şeyin işe yaramadığı, birçok formülün eskisi kadar mükemmel çalışmadığı ve alışagelmiş birçok modelin bizi daha öteye götüremeyeceği bir dönemdeyiz. Bu dönemde herkesin kendine entelektüel yönden yatırım yapması gerekiyor. Bu konuda da biz varız. Bizim gibi değerli dostlarımız, yerli yabancı bir sürü kaynak da var. 20 küsür yıldır medya endüstrisinde içerik üreten biri olarak gördüğüm kadarıyla, hiçbir zaman bu kadar fazla sayıda içeriğe kolay erişimin sağlandığı bir dönem yaşanmamıştı. Bence bunun kıymetini bilmeliyiz.

Levent Kolektiflimiz Harvard Business Review Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan ile webinar yapmanın püf noktalarına dair bilgilendirici bir röportaj gerçekleştirdik. Pandemi sürecinde ürettikleri başarılı webinar içerikleri ile öne çıkan HBR Türkiye’nin etkinliklerini sosyal medya adreslerinden takip edebilir ve verimli vakitler geçirebilirsiniz.

OppZone


Teknoloji, tasarım ve motivasyon dolu Kolektif House dünyasından en son haberler, etkinlik duyuruları ve sürprizler için haftalık bültenimize kayıt ol. Merak etme, fikrini değiştirirsen dilediğin an ücretsiz olarak bülten üyeliğini sonlandırabilirsin.