Mükemmel zamanlama ile uygulanan anestezi tüm kötü anılarınızı yok edebilir

Zamanın üzerini kısmen örttüğü ancak hiçbir zaman aklımızdan çıkmayan kötü anılarınızı bir anda silip atmak ister miydiniz? Geçmişinizden bulunduğunuz ana sıkı sıkı bağlanmış ve kişiliğinizi bile değişmeye zorlayan anılar, özellikle milyonlarca travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) yaşayan insan için en mükemmel çözüm olabilir. Bilim insanlarına göre, “beyinleri temizlemenin” bir yöntemi var.

İspanya, Hollanda ve ABD’li bilim insanlarının Science Advances dergisinde sunduğu araştırma raporu, bilim-kurgu filmlerinden çıkma bir yöntem sunmuyor. Önerileri, beyne nokta atışı bir müdahele ile travmatik hafızaların kısmen “azaltılması.” Araştırmacılar, “rutin anestezi uygulaması ile psikiyatrik bozukluğa neden olan anormal duygusal hafızanın tedavi edilebileceğini” ifade etti.

İlk adım: Hafızayı yeniden canlandırmak

Hafızanın büyük kısmı beynin hipokampus kısmında oluşuyor. Beynin derinliklerinde yer alan hipokampus, tam zamanlı çalışan bir katip gibi olayları, zamanı ve yerleri kayıt ediyor. Ancak tüm bu işlemleri tek başına yapmıyor. Hafıza merkezi olarak korteks ve amigdala ile sürekli işbirliği yapıyor. Korteks, dış dünyaya ait verileri girdi olarak ve anlam çıkarmaya çalışan bölgeyi temsil ederken, badem görünümlü amigdala hafızalarını hisler ile renklendiriyor.

Hipokampus ile amigdala arasındaki özel ilişki haliyle bilim insanlarının fazlasıyla ilgisini çekiyor. Amigdalayı kırmızı alarma geçiren negatif hisler, hipokampusun yaşanan olayı ne kadar iyi “yorumladığını” gösteriyor. Nihayetinde, maalesef kötü olaylar çok daha güçlü hafıza oluşturuyor. Bu durumun bilimsel açıklaması, beynin “şok değeri” veya “duygusal değeri” daha yüksek olan olaylara öncelik vermesi.

Bir kez işlendi mi, yeni oluşan hafıza birkaç saat boyunca oldukça “kırılgan” halde tutuluyor. Uyku esnasında ortaya çeşitli moleküler işçiler çıkıyor ve sinir bağlantılarını fiziksel olarak değiştirerek önemli hafızaları beynin içlerine daha da güçlü bağlıyor. “Güçlendirme” olarak adlandırılan bu basamak, “geri dönüşün olmadığı nokta” olarak kabul ediliyor. Hafıza, sağlam bir zemine kendini yerleştiriyor.

Ancak bu süreç sanıldığı kadar doğru değil. Çünkü ne zaman bir hafızayı arşivden çıkarsanız, onu bilincinizin ön camına yerleştiriyor ve “yeniden aktif hale getiriyorsunuz.” Beynin içinde karmaşık bir moleküler dans zinciri oluşturan bu süreç, hafızadan sorunlu sinirleri senkronize bir şekilde çalıştırıyor. Hafızada saklı olan iyi veya kötü detaylar, moleküllerin dansına göre beliriyor. Genel denklem ise oldukça basit: Birşey hakkında ne kadar fazla düşünürseniz, aklınızda o kadar güçlü beliriyor (yer kaplıyor da diyebiliriz).

Öte yandan, bir hafızayı tekrar canlandırmak onu değiştirme şansı da sunuyor.

Geçmişte hafıza araştırmalarında yer alan New York Bellevue Hastanesi’nden Dr. Jacek Debiec, “Hazıfa beyinde sabitlenmemiştir. Tersine arşivlendikten uzun süre sonra değiştirilebilir… Düşüncede değişmesi mümkün olmayan hafızalar tekrar canlandırıldıklarında düzensizleşi, bu noktada tekrar düzenlenebilirler. Güçlendirme basamağının yenilendiği süreçte, hafıza değişikliklere tabii olabilir” ifadesini kullanıyor.

En son araştırmanın başını çeken Madrid Politeknik Üniversitesi’nden Dr. Bryan Strange ise “amaçlarının bu basamakta devreye girmek olduğunu” belirtiyor.

Beyin, uyku esnasında hafızalar ile oynamaya devam ediyor. [Rodrigo Pereira/Unsplash]

İkinci adım: Hafızayı değiştirmek

Yapılan deneylerde 50 deneğe slayt gösterisinde iki hikaye sunuldu. Her iki hikayede itici bir ses tonu ile travma bağlantılı negatif hisleri güçlendirecek olaylar anlatıldı. İlk hikayede araba kazası sonucu yaralanan genç bir erkek, ikincisinde ise sokakta saldırıya uğrayan bir kadın gösterildi.

Denekler bir hafta boyunca travmatik hafızaları ile baş başa bırakıldı. Anestezik propofol uygulanacak endoskopik ameliyat günü geldiğinde, her iki hikayenin ilk görseli deneklere gösterildi ve hatırlayabildikleri kadar detay vermeleri istendi. Hafızaları geri gelmez, deneklerin damarlarına belli dozda propofol verildi, ardından endoskopi işlemi uygulandı.

Bilim insanları, ilacın “yeniden canlandırma” işleminin ardından uygulanmasının kritik olduğunu belirtiyor. Geçmişteki benzer deneylerde de “hafıza silici maddeler” kullanılmış, örneğin hipertansiyona karşı uygulanan propranolol denenmişti. Ancak geçmişteki deneylerde ilaçlar “hafıza canlandırılmadan” uygulanmış ve deneklerin hafızayı başarılı bir şekilde hatırlamasını engellmişti.

Propofonolün işe yaradığını (hafızayı değiştirebildiğini) anlamak için denekler iki gruba ayrıldı. Bir gruba ilaç verildikten 24 saat sonra hikayeleri hatırlayıp hatırlayamadıkları soruldu, diğer grup ise ameliyattan ayılır ayılmaz hafıza kontrolüne alındı. Sonuç, hayvanlar üzerinde yapılan deneyler ile benzerlik gösterdi: Hafızanın yeniden şekillenmesi yaklaşık bir gün sürüyordu. Öyle ki, ikinci gruptakiler ameliyatın hemen ardından değiştirilmek istenen hafızanın tümünü hatırladı.

Tedavinin etkisini göstermesi için belli bir süre bekleyen ilk grup ise yeniden canlandırılmayan hikayeyi kusursuz hatırladı. Yeniden canlandırılan hikayenin ise en itici detaylarını anlatamadılar.

Dr. Strange’in yorumu, “beynin duygusal hafızadan sorumlu sinir yapısının anesteziye fazlasıyla hassas” olduğu. Bu da gelecekteki muhtemel tedavilerin önünü açıyor çünkü kötüleri silmek isterken silinmesini istemeyeceğiniz hafızayı yok etmiyorsunuz. Ortaya çıkan en önemli bulgu, ilaçların sanıldığı gibi hafızadaki hisleri bastırma etkisi değil. Tersine propofonol, uygulanan yöntem ile hafızanın tüm duygularını bozmayı (değiştirmeyi) sağladı.

Bundan sonra ne olacak?

Milyonlarca PTSD hastasının hayatını normale sokmayı sağlayacak bir yöntemin ilk adımı keşfedilmiş görünüyor. Ancak belli bir ölçek üzerinde kesin sonuçlar alınmasını sağlayacak bir tedavi oluşturulmasından oldukça uzak görünüyoruz.

South Carolina Medikal Üniversitesi’nden Dr. Michael Saladin de bunu dile getiriyor: “Yapılan çalışmanın dayandığı fikir başarılı. Ancak şimdi ne yapacağız? Bu büyük bir soru işareti” diyor.

Şurası kesin ki araştırmacılar beyin üzerindeki en ilginç ve ümit vadeden tedaviyi geliştirmeye çalışacaklar. Bir bakarsınız, 10 yıl içinde damarlarınızda yol alıp beyninize hafıza silici kapsül taşıyacak nano-ilaçlar geliştirilebilir.

Mufit Yılmaz Gökmen

Mufit Yılmaz Gökmen

Teknoloji, tasarım ve motivasyon dolu Kolektif House dünyasından en son haberler, etkinlik duyuruları ve sürprizler için haftalık bültenimize kayıt ol. Merak etme, fikrini değiştirirsen dilediğin an ücretsiz olarak bülten üyeliğini sonlandırabilirsin.