Tüketim Zamanı, Zamanın Tüketimi

“Tüketim kültürü” kavramının altın çağını yaşıyoruz belki de. Sanayi devriminden bugüne geçen birkaç yüzyıla, binlerce yıllık tarihimizde hiç var olmamış; toplu üretim, işçi sınıfı, kültür endüstrisi, sosyoloji, sermaye, marka, reklam, endüstri, medya, TV-radyo ve dijital pazarlama gibi yepyeni ve her biri çığır açan, zamanın akışına yön veren nice tanımlama sığdırdık. Hepsinin odağındaysa hep ‘tüketim’ var.

Tüketimin sınırlarını sorgulamayı kim, ne zaman, nerde unutmaya başladı bilinmez fakat antik anlamda tüketmek, hayatta kalmak ile benzer çemberler çizip, büyük oranda kesişmektelerken, bugün tüketim sadece hayatta kalmak için gerekli olanları kapsamaktan çok, çok uzakta. Sadece gıda, barınak, güvenlik ve sağlık değil, statü, imaj, estetik ve yaşam stili de tüketilen metalar arasında artık. Mekân ve zaman da…

Kimisi mekânın tüketimini yine insanoğlunun kendi kurgularından biri olan zaman mefhumuyla ilişkilendiriyor. İlkel kabilelerin doğa-zamanına göre yaşarken, modern toplumların saat-zamanına göre yaşaması ayrımı, tüketim ekseninde gerçek bir etken oluşturmakta. Zaman kavramı üretim üzerinden kurgulanan ve üretim mekanizmalarının en verimli olacağı senaryoyu yaratana kadar revize edilen bir olgudur modern toplumda. Aslında tüketimin var olabilmesini de sağlayan budur. Kısaca, Franklin’in “vakit nakittir” tabirini yerleştirsem buraya sanıyorum daha kolay olacak.

Urry bunları açıklarken şöyle der: “Zaman, toplumsal mekândan ayrı olan bir kaynağa dönüşür; tüketilir, düzenlenir ve tümüyle bitirilir. Zaman ve mekânın görece olarak bağımsız kaynaklar olarak ortaya çıkmaları, modern toplumun tanımlayıcı özelliklerinden biridir.”

Marx’a göre de mesela metaların değiş tokuşu gerçekte emek zamanlarının değiş tokuşudur. Üretim mekanizmaları kapitalist düzlemde zaman kadar bireyin de metalaştığı bir atmosfer oluşturur. İnsan artık işgücü diye tabir edilirken, zaman da mesai olarak tanımlanır. İşgücünün, insan ya da birey olarak anılabileceği düzlem ise, tüketim üretmekte olduğu an yani “mesai”sini tekrar nakit olarak ürettiği ürüne ödemekte olduğu andır. Tüketim miktarı arttıkça, üretime duyulan ihtiyaç da artar. Mesai ve işgücü ihtiyacı da artar. İşte bu döngüyü basitleştirdiğimizde çıkan tablo ise mesainin metayla takası halidir.

Modern toplum bu perspektiften bakınca aslında zamanı tüketiyordur ve yaşamakta olduğu zaman dilimiyse tam olarak tüketim zamanıdır.

Ozan Akbas

Ozan Akbas

Bu Yazıyı Beğendiyseniz...

Teknoloji, tasarım ve motivasyon dolu Kolektif House dünyasından en son haberler, etkinlik duyuruları ve sürprizler için haftalık bültenimize kayıt ol. Merak etme, fikrini değiştirirsen dilediğin an ücretsiz olarak bülten üyeliğini sonlandırabilirsin.